Yolların kendi hikayesi vardır. Bugün bu hikayelere dahil oldum.
O yollara yeniden beraber çıkmaya o kadar az kaldı ki.
upuzun bir yola en saklı şarkılarım ve el yazması notlarla dolu birkaç kağıt parçasıyla çıkma isteği, özlemiyle dolu olduğum şu günde dünyanın en güzel videosunu buldum. yoldayken başını yaslayacak bir omuz aramıyor insan, cam kenarındaysa koltuğu. çok küçük yaşlarda başladım kimseye güvenmemeye ve bunu şüphecilikle yapmamaya. “ne yaşadın?” dedi, hiçbir şey yaşamadım bizzat. görmekle yaşamış kadar olunur sonuçta. “zor bir insansın.” dedi. her şey içimdeymiş, onunla bile paylaşamadığım bir şeyler varmış. görebiliyormuş. özgür bırakmalıymışım kendimi. “asıl böyle özgür hissediyorum.” demedim. mesele içimi açmak istememem zaten, göremedi. yaptığım resimleri, yazdığım yazıları çarçabuk gösterememem ve yaptığı resimlere, yazdığı yazılara bakmadan önce izin istemem hep bundan. içini açmak yüce bir eylem. “sana ulaşamıyorum.” dedi. çabayla gerçekleşen yakınlaşmalar, iletişimler istemediğimi söylemedim. ulaşmaktan anladığımız şeyler farklı olmalı. upuzun bir yolculuk istediğimi biliyor olması, “istersen eşlik ederim."e cevabımın kocaman bir gülümseme olması bana ulaştığını kanıtlar gibi. kaldı ki tanışıp anlaştıktan sonra ilk kez görüşmek istediği noktada iki insan birbirine ulaşmış sayılmaz mı? üstelik "hep hayatımda kal.” diye bir cümle bile kurabiliyorum.
birlikte hikayelere dahil olalım.



